BEDELSİZ SENEDİ KULLANMA SAVUNMA ÖRNEĞİ

İSTANBUL ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE,

DOSYA NO : …./….

SANIK :

MÜDAFİİ :

MÜŞTEKİ :

VEKİLİ :

SUÇ TARİHİ : …/…/…

KONU : Esasa İlişkin Savunmalarımızı İçerir Dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR :    Müvekkilimiz hakkında ….. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın …./…. Sayılı dosyasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 156. maddesi kapsamında bedelsiz senedi kullanma suçundan ceza davası açılmış ve cezalandırılması istenmiştir. Sayın Mahkemenizin …/…/… tarihli oturumunda müşteki vekili tarafından verilen …/…/… tarihli dilekçede ileri sürülen iddialarına karşı, aynı tarihli oturumda tarafımıza verilen …. gün süre içinde sunduğumuz esasa ilişkin savunmalarımız aşağıdaki gibidir;

Müştekinin tüm senetleri ödediğine dair iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. zira müvekkil müştekiden 10 adet senet almış ve bu senetlerden yalnızca 3 tanesini icra takibine konu etmiştir. Geriye kalan 7 senedi müştekinin daha önceden ödemiş olmasından dolayı icra takibine konu etmemiştir. Müşteki, ödemeyi uzatmak için kötü niyetli olarak bu davayı açmıştır. Müvekkil alacağını tahsil edebilmek amacıyla son çare olarak icra takibi başlatmıştır ve takibinde de haklıdır. 

Dolayısıyla da ödenmeyen senet bedelleri ….. İcra Müdürlüğü’nün …. E. Sayılı dosyası ile müvekkilimiz tarafından icra takibine konulmuştur.
Hal böyle iken, müvekkil sanığın üzerine atılı suç nedeniyle ilgili yasa maddesi uyarınca cezalandırılması iddialarını içeren müşteki vekiline katılmak mümkün değildir.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, sanık müvekkilin, üzerine atılı bulunan bedelsiz senedi kullanma suçundan beraatına, mahkemenizce yapılacak değerlendirme sonunda aksi kanaate ulaşılırsa, sanık müvekkil hakkında lehe olan yasa maddeleri ile yasal indirim nedenlerinin uygulanmasına karar verilmesini, vekaleten talep ederiz. …/…/…

EK : Bir adet onaylı vekaletname örneği

Sanık Müdafii

Av. Yakup KARACAOĞLU

 

BEDELSİZ SENEDİ KULLANMA SAVUNMA ÖRNEĞİ2022-11-24T18:49:13+03:00

SAVUNMA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ (AÇIĞA ATILAN İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI)

İSTANBUL ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE,

DOSYA NO :

SANIK :

MÜDAFİİ :

MÜŞTEKİ :

VEKİLİ :

SUÇ TARİHİ : …/…/…

KONU : Esasa İlişkin Savunmalarımızı İçerir Dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR :   Müvekkilimiz hakkında her ne kadar açığa imzanın kötüye kullanılması iddiasıyla cezalandırılması talep edilmişse de müvekkil kesinlikle üzerine atılı olan suçu işlememiştir. Bahse konu senette yazılı olan yerlerin hiçbiri müvekkilin el ürünü değildir. Müvekkil senedi bir başkasının cirosu ile elde etmiştir. Kesinlikle doldurma ya da kötüye kullanma amacı ile hareket etmemiştir.

Sayın savcılık tarafından eksik araştırma yapılmış ve varsa esas suçlular bulunmadan senedi dolduranlar tespit edilmeden senedi en son elinde bulunduran kişi sanki açığa imzayı kötüye kullanmış gibi iddianame yazılmıştır. Aslında senedi dolduran U.E. isimli kişidir. Ancak bu kişi hakkında hiç bir araştırma yapılmamıştır.

Hal böyle iken, müvekkil sanığın üzerine atılı suç nedeniyle ilgili yasa maddesi uyarınca cezalandırılması iddialarını içeren müşteki vekiline katılmak mümkün değildir.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, sanık müvekkilin, üzerine atılı bulunan açığa atılmış olan imzanın kötüye kullanılması suçundan beraatına, mahkemenizce yapılacak değerlendirme sonunda aksi kanaate ulaşılırsa, sanık müvekkil hakkında lehe olan yasa maddeleri ile yasal indirim nedenlerinin uygulanmasına karar verilmesini, vekaleten talep ederiz. …/…/…

Sanık Müdafii

Av. Yakup KARACAOĞLU

SAVUNMA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ (AÇIĞA ATILAN İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI)2022-11-24T18:34:14+03:00

ŞANTAJ SUÇ DUYURUSU DİLEKÇE ÖRNEĞİ

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

ŞİKAYET EDEN :

VEKİLİ :

ŞÜPHELİ :

SUÇ : Şantaj

SUÇ TARİHİ :…/…/…

AÇIKLAMALAR :          Müvekkilim … yaşında olup şikayet edilen şahıs ile müvekkilim üniversite yıllarında arkadaşlık ilişkisi kurmuş ancak bir süre sonra anlaşamadıkları sebebiyle bu ilişkiyi sonlandırmışlardır. İlk başlarda karşılıklı alınan bu karar şikayet edilen tarafından sonraları kabul edilmek istenmemiş ve müvekkile barışmak hususunda ısrarcı bir tavır sergilenmiştir. 

                                          Şikayet edilen şahıs müvekkilimle görüşmek için her gün mesaj atmak ve aramak suretiyle rahatsızlık verse de müvekkilim görüşmeyi kabul etmemiştir. Bunun sonucunda tüm ısrarları cevapsız kalan şüpheli şahıs müvekkili ikna etmek için şantaj yoluna başvurmuştur. Şüpheli şahıs … tarihinde müvekkilime @abc.. adresli sosyal medya hesabından arkadaş oldukları zamandan kalan resimleri göndererek “eğer görüşmeyi kabul etmezsen bu resimleri ailene yollarım, arkadaşlarına yollarım, seni rezil ederim ben gemileri yaktım…” şeklinde mesaj göndermiş ve şantaj eylemini alenen gerçekleştirmiştir.

                                          Aynı zamanda şüpheli şahıs, kendisini her yerden engelleyen müvekkile ulaşamadığında müvekkilin arkadaş çevresine mesaj atmak suretiyle müvekkili hem küçük düşürmekte hem de şantaj konusundaki ciddiyetini tasdik etmektedir.                Yukarıda anlattığımız olaya göre müvekkilimize karşı şantaj suçunu işlemiş bulunan şüpheli U.E. hakkında belirtilen suçun oluşmuş bulunmasından dolayı şikayet dilekçesinin verilmesi zorunlu hale gelmiştir.

HUKUKİ NEDENLER : 5237 S. K.  m. 107 ve ilgili mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER : Tanık beyanları ve diğer deliller

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle şüphelinin müvekkilimize karşı gerçekleştirmiş olduğu fiiller nedeniyle cezalandırılması için kamu davası açılmasına karar verilmesini saygıyla talep ederiz. …/…/…

Yakınan Vekili
Av. Yakup KARACAOĞLU

ŞANTAJ SUÇ DUYURUSU DİLEKÇE ÖRNEĞİ2022-11-24T18:02:41+03:00

SALIVERME KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

İSTANBUL SULH CEZA HAKİMLİĞİ’ NE;

Sorgu Dosya No: …/…

KARARA İTİRAZ EDEN/MAĞDUR :

VEKİLİ :

DAVA KONUSU : Salıverme kararına itirazımızdan ibarettir.

AÇIKLAMALAR :   Şüpheli, …/…/….. tarihinde, yukarıda numarası belirtilen sorgu dosyası üzerinden verilen karar gereği serbest bırakılmıştır.

Tanık beyanları, kaza yeri tutanakları, müvekkillerin çocuklarının ölümüne dair raporlar ve tüm dosya kapsamı şüphelinin üzerine atılı bulunan … suçun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu açıkça görülecektir.

Şüphelinin olay tarihinde yaya geçidinden geçmekte olan maktulün üzerine doğru aracı sürdüğü yaklaşık 130 km hızla hareket ettiği ve hızını hiç azaltmadığı, bu suretle taksirle ölüme sebebiyet vermekten değil kasten ölüme sebebiyet verdiği dikkate alındığında verilen salıverme kararı hukuka aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, salıverme kararına itiraz ediyoruz.

HUKUKİ NEDENLER :  5271 S. K. m. 100, 104.
SONUÇ VE İSTEM :  Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, şüpheli hakkındaki salıverme kararının kaldırılarak, şüpheli …’nin tutuklanmasına karar verilmesini, vekaleten talep ederiz. …/…/…

Şikayetçi Vekili

Av. Yakup KARACAOĞLU

SALIVERME KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ2022-11-24T17:36:53+03:00

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇ DUYURUSU ÖRNEĞİ

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

YAKINAN :

VEKİLİ :

ADRES :

ŞÜPHELİ :

SUÇ : Özel Hayatın Gizliliğini İhlal

SUÇ TARİHİ : …/…/…

AÇIKLAMALAR :    Müvekkilim magazinsel bir isim olup, pek çok TV yapımında rol almış ve Türkiye’de geniş bir hayran kitlesine sahip olan….. isimli sanatçıdır. Kendisi X tarihinde ….. isimli mekanda arkadaşının doğum günü partisine katılmıştır. Parti sonrası yine magazin dünyası tarafından bilinen …. isimli kişiyle birlikte …. caddesinde bulunan restorana gitmişler ve burada müvekkilin konuşmaları …. isimli kişi tarafından kayda alınmış ve bu kayıt kamuoyuna sızdırılarak müvekkilin ismi karalanmak istenmiştir.

Yapılan eylem müvekkilimin rızası dışında gerçekleşmiş olup kişilik haklarına ve özel yaşamına saldırı niteliği taşımaktadır.
Açıklamalardan da anlaşılacağı üzere gizlice ses ve görüntü kaydetme biçiminde gerçekleşen eylemin özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu gerekçesiyle şikayetlerimizi sunmaktayız.

HUKUKİ NEDENLER : 5237 S. K.  m. 134 ve ilgili mevzuat

HUKUKİ DELİLLER : Ses kayıtları, tanık ifadeleri ve diğer deliller.

SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda açıklanan nedenlerle ilgili şahıs hakkında tahkikat yapılmak suretiyle cezalandırılması için kamu davası açılmasına müvekkilim adına karar verilmesini saygıyla talep ederiz. …/…/…

Yakınan Vekili
Av. Yakup KARACAOĞLU

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇ DUYURUSU ÖRNEĞİ2022-11-18T18:44:18+03:00

MÜŞTEKİ-MAĞDUR ÇAĞRI KAĞIDI ÖRNEĞİ

 T.C.

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI

 

 

HAZIRLIK NO : …/ …     Hz…/../….

Ç A Ğ R I  K A Ğ I D I

( Mağdur-Müşteki CMK.m.232)

 

Yapılmakta olan bir hazırlık soruşturmasına esas olmak üzere;

 

Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından aşağıda belirtilen nedenden ötürü Mağdur / Müşteki sıfatı ile beyanınız alınacağından, çağrı kağıdına ilişkin tebligatı aldığınızda üç gün içinde Cumhuriyet Başsavcılığımıza müracaat etmeniz, gelmediğiniz takdirde 5271 sayılı CMK.’nın 233 ve 44’ncü maddeleri hükmüne göre de zorla getirileceğiniz tebliğ olunur. ../../….

 

 

                                                                                                                        Cumhuriyet Savcısı

                                                                                                                                     … …

 

 

Çağırma nedeni                               : … şikayeti sebebiyle dinlenmek üzere.

Çağırma zamanı                              : Mesai saatleri içerisi.

Çağrılan yer                                     : … Adliye Sarayı

Çağrılan kişinin kimliği                  :

 

MÜŞTEKİ-MAĞDUR ÇAĞRI KAĞIDI ÖRNEĞİ2022-11-18T18:25:07+03:00

MÜŞTEKİ İFADE TUTANAĞI-TERCÜMAN DİLEKÇE ÖRNEĞİ

 

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI

 

SAYI      :…….Hz.

MÜŞTEKİ İFADE TUTANAĞI

(5271 sayılı CMK.m.234)

İFADEYİ ALAN

CUMHURİYET SAVCISI                  :

ZABIT KATİBİ                                     :

İFADENİN ALINDIĞI YER             :

İFADENİN ALINDIĞI TRH.           :…/…/… – Saat:

MÜŞTEKİNİN KİMLİĞİ                  :

İŞİ                                                            :

İŞ VE YERLEŞİM YERİ                   :

TELEFON NUMARASI                    :

             Müşteki meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmediğinden CMK.m.202/1 uyarınca kendisine re’sen tercüman atandı.

TERCÜMAN  : ….. ve ….oğlu, …/…/… doğumlu, …..  Mah. nüfusuna kayıtlı, aynı yerde oturur. ……. olarak çalışır, engel hali yok, CMK.m.64/5, m.63/3 uyarınca usulüne uygun yemini yaptırıldı.

Müştekiye tercümanı aracılığı ile CMK.m.234 uyarınca; delillerin toplanmasını isteme, soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet Savcısından belge örneği isteme, vekili yoksa, baro tarafından kendisine bir avukat görevlendirilmesini isteme, 153 üncü maddeye uygun olmak koşuluyla vekili aracılığı ile soruşturma belgelerini ve el konulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceletme, Cumhuriyet Savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına kanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma hakları hatırlatılıp açıklandı.

Müşteki haklarını anladığını, Baro tarafından kendisine bir Avukat görevlendirilmesini istemediğini beyan etmekle, müştekiden tercüman aracılığı ile olayla ilgili şikayet ve delilleri soruldu.

MÜŞTEKİ ŞİKAYET VE DELİLLERİNDE  :

Tercümandan soruldu. Anlatım içeriğini aynen tercüme ettim, ücret talep etmiyorum dedi.

Tutanak içeriğini okuyup imzaladık…./…/… 

 

Cumhuriyet Savcısı                        Z.Katibi                 Müşteki                       Tercüman

MÜŞTEKİ İFADE TUTANAĞI-TERCÜMAN DİLEKÇE ÖRNEĞİ2022-11-18T18:18:34+03:00

ALACAK DAVASI – DAVACI ÖĞRENCİNİN DEVAMSIZLIK ÇİZELGESİ BULUNMAYAN DÖNEM İÇİN STAJ ÜCRETİNE VE YAZ TATİLİNE DENK GELMEYEN BİR YILDAN KISA SÜRELİ STAJINDA YILLIK İZİN ÜCRETİNE HAK KAZANACAĞI USUL VE YASAYA AYKIRI OLARAK KABUL EDİLDİĞİ – KARARIN BOZULMASI

 

T.C YARGITAY
3.Hukuk Dairesi
Esas: 2022/ 4890
Karar: 2022 / 6374
Karar Tarihi: 12.09.2022

 

(6100 S. K. m. 176, 363) (1086 S. K. m. 83) (3308 S. K. m. 25) (506 S. K. m. 23, 24, 35, 42)

 

Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması neticesinde davanın kısmen kabulüne dair kesin olarak verilen hükmün Adalet Bakanlığınca kanun yararına bozulması istenilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

 

YARGITAY KARARI

 

Karar: Davacı, Malazgirt Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinden 2019-2020 eğitim öğretim yılında mezun olduğunu, okulun müfredatı gereği staj yapması gerektiğinden son sınıfta Malazgirt Devlet Hastanesinde Eylül-Haziran ayları arasında staj yaptığını, sigorta dökümü incelendiğinde 2019 yılı Eylül ile 2020 yılı Haziran ayları arasında tamamen sigortalı göründüğünü, hakkında staj gördüğüne ilişkin staj defteri oluşturulduğunu, söz konusu staj defteri incelendiği zaman düzenli olarak staj yaptığı ve çalıştığının ortaya çıkacağını, davalı bakanlığının staj ücretini 2020 Mart ayma kadar eksik ödediği gibi Nisan, Mayıs ve Haziran aylarına ilişkin staj ücretlerini hiç ödemediğini, aynı durumda olup da Bingöl Devlet Hastanesinde staj yapan öğrencilerin staj ücretlerinin Nisan, Mayıs ve Haziran ayı da dahil olmak üzere ödeme yapıldığını, yapılan sözleşmede öğrencinin kendi kusurundan kaynaklı devamsızlığı halinde, gelmediği günlerin staj ücretinin ödenmeyeceğini, 2020 yılı Mayıs ve Haziran aylarında salgın sebebiyle devam edememiş olsa da sigortasının yatmaya devam ettiğini ve söz konusu devamsızlığın kusurundan kaynaklanmadığını, kendi kusuruna dayanmayan devamsızlık ve sigorta dökümleri birlikte değerlendirildiğinde Nisan, Mayıs ve Haziran staj ücretlerinin ödenmesi gerektiğini, Mart ayma kadar ödenen ücretlerin de eksik ödendiğini, ödenmesi gerekli yıllık izin ücreti ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10,00 TL ödenmeyen yıllık izin ücreti alacağının ve 10,00 TL eksik ödenen ya da belirtilen aylarda hiç ödenmeyen staj ücreti alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

 

Davalı, davacı ile Bakanlık arasında imzalanan mesleki eğitim staj sözleşmesi uyarınca, Eylül 2019-Haziran 2020 tarihleri arasında davacının fiilen devam edeceği staja karşılık ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacının fiilen staja devam ettiği süre boyunca 25/09/2019-15/03/2020 tarihleri arasında staj ücret alacağının eksiksiz olarak ödendiğini, davacının başka da herhangi bir alacağının bulunmadığını, Covid 19 pandemi süreci nedeniyle Mart 2019 itibariyle eğitim öğretimin tatil edilerek uzaktan eğitime geçilmiş olduğunu, davacı öğrencinin de bu süreçte staja devam etmediği halde haksız kazanç amaçlı davanın açıldığını, bir yıldan kısa süreli çalışma için yıllık izin ücretinin de istenemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.

 

Mahkemece, davacı öğrenci ile davalı idareye bağlı Malazgirt Devlet Hastanesi arasında imzalanan sözleşmenin 26. maddesinde ” … taraflarca imzalanan bu sözleşme öğrencinin mesleki eğitimini tamamlayarak mezun olacağı tarihe kadar geçerlidir,” şeklindeki düzenlemeden salgın döneminde sözleşmenin ayakta olduğu, Malazgirt Devlet Hastanesi kapatılmadığından sözleşmenin fesih edilmediği, aynı sözleşmenin 10’uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Öğrenci mesleki eğitim için işletmeye devam etmek zorundadır. İşletmede mesleki eğitimine özürsüz devam etmeyen veya ücretsiz izin kullanan öğrencinin bu günlerdeki ücreti kesilir.” şeklindeki düzenlemede öğrencinin ücretinin ancak özürsüz olarak devam etmediği durumlarda veya ücretsiz izin kullandığı durumda kesilebileceği kararlaştırıldığı, dolayısıyla salgın döneminde öğrencinin mesleki eğitimine devam etmemesi öğrenciden kaynaklanan bir özür olarak kabul edilemeyeceği, okul müdürlüğünce Covid-19 salgını döneminde de sözleşmenin 11’inci maddesi uyarınca davacı öğrencinin sigorta primlerinin ödendiği, sözleşmenin 7’nci maddesinin 1’inci fıkrasında yer alan “öğrenciye yarıyıl ve yaz tatili süresince toplam bir ay ücretli izin verilir.” şeklindeki düzenlemeden staj yapan öğrencinin bir ay ücretli izin hakkı olduğu ve izinli olduğu dönemde de ücretinin ödenmesi gerektiği, davalı idarenin öğrencinin yıllık izin kullandığına dair bir belge ibraz etmediği, bilirkişi raporunda toplam alacak miktarında maddi hata yapıldığı, maddi hatanın ek rapor aldırmayı gerektirmediği, toplam staj ücreti alacağının 1987,91 TL olduğu, davacı vekilinin staj ücreti alacağı yönünden davasını 2.219,34 TL olarak ıslah etmiş ise de: bu hususun maddi hatadan kaynaklandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, karar verilmiştir.

 

Adalet Bakanlığının 07/06/2022 tarihli yazısında; mahkemece, davacı vekilinin alınan bilirkişi raporu içeriği ile sonuç kısmı arasındaki farka rağmen davasını 2.219,34 TL’ye ıslah etmesinin maddi hatadan kaynaklanmadığı dikkate alınıp davanın kısmen kabulü yönünde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tam kabule hükmedilmesi doğru olmadığı gibi davacı öğrencinin devamsızlık çizelgesi dahi bulunmayan dönem için staj ücretine ve yaz tatiline denk gelmeyen bir yıldan kısa süreli stajında yıllık izin ücretine hak kazanacağı kabulüyle karar verilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülerek; kararın, 6100 sayılı HMK’nın 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kanun yararına bozulması talep edilmiştir.

 

Dava, mesleki staj süresince ödenmeyen staj ücreti ile yıllık izin ücretinin tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacının ıslahının maddi hataya dayalı olup olmadığı ve staj ücreti ve yıllık izin ücretinin talep edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

 

1-Kavram olarak; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine ıslah denir. (HUMK m.83, HMK m. 176) Eş söyleyişle ıslah, iyiniyetli tarafın davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarım düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.

 

Islahın temel amacı, dava değiştirme yasağını, hasmın rızasını almaya gerek duymadan aşmak; böylece yeniden dava açma yükünden kurtularak, davaya getirilmesi unutulan vakıaları davaya dahil etmek, dava sebebini değiştirmek ya da ibraz ile ikame edilmesi ihmal edilen delilleri davada ileri sürme olanağını tarafa sağlamaktır (Tutumlu, M.A., Kurum ve Uygulama Işığında Medeni Usul Hukukunda Islah, 2010, s. 17). Uygulamada gözetilmesi gereken ve yukarıda izah edilen denge olgusu, bazı hallerde ıslah yoluna başvurulmasına engel oluşturur. Bu noktada, istem sonucu kavramını açıklamak gerekir. İstem sonucu, dava konusunu belirleyen tek ve asıl öğedir. Öğretide istem sonucu, mahkemeden istenilen şey olup davanın mevzuunu teşkil edeceği (Postacıoğlu, İ. E., Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6.Bası, İstanbul 1975) ve mahkemenin davayı kabul etmesi halinde kararında neyi hüküm altına alacağı hususunun açıkça beyan edilmesi keyfiyeti olarak anlaşılmaktadır. (Bilge N./Önen E., Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 3. Baskı, Ankara 1978) Dava konusunun ne olduğu istem sonucu ile belirleneceğine göre, istem konusu ile dava sonucu iddianın ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı ve bu nedenle de ıslah kurumu açısından bir özdeşlik göstermektedir (Yılmaz, E., Medeni Yargılama Hukukunda Islah, Değiştirilmiş 2. Bası, Ankara-2010, s. 190). Dava konusunda yapılacak değişiklik, iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında kalmakla birlikte, ıslah yolunun işletilmesi ile sağlanabilmektedir. Bu halde, dava konusunun veya istem sonucunun değiştirilmesi yönünde yapılabilecek değişiklik tamamen ıslah veya kısmen ıslah şeklinde gerçekleşebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) davanın tamamen ıslahını düzenleyen 180. maddesinde; “Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.” şeklinde düzenleme mevcut iken 181. maddede kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verileceği, bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği kabul edilmiştir.

 

Tamamen ıslahta dava sebebi veya istem konusu tümüyle değiştirilmektedir. Böylece, dava dilekçesindeki talepler artık hükme konu olamaz. Kısmen ıslahta ise, önceden yapılan usuli bir işlemin düzeltilmesi, örneğin talep sonucunun arttırılması söz konusu olur. Bu halde, davacının talep sonucunu artırdığı miktar üzerinden % nispi harç yatırması gerekir (Kuru, Baki, Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayıncılık, 2020, s. 1204 – 1206). Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, ıslahın harca tabi olması nedeniyle değil, istem sonucunu arttırmanın harca tabi olması nedeniyle harç yatırma zorunluluğunun bulunmasıdır. Bu itibarla, yapılan ıslaha rağmen, dava konusunun miktarı artmamışsa, harç yatırılması gerekmemektedir (Yılmaz, E.: (Medeni Yargılama Hukukunda) Islah, 4. Baskı, Ankara, 2013, s. 536)

 

HMK’nın 176/2. maddesine göre ise, aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.

 

Somut olayda; davacı vekilinin bilirkişi raporu sonrasında davasını 2.219,34 TL olarak ıslah edip bu değer üzerinden ıslah harcını yatırdığı, 28.09.2021 tarihli 4. celsede de ıslah dilekçesi doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği ve ıslah miktarının maddi hatadan kaynaklanmadığı anlaşılmaktadır.

 

O halde mahkemece, davacının davasını 2.219,34 TL olarak ıslah ettiği değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan Adalet Bakanlığı’nın bu yöne ilişen kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekir.

 

2- 3308 sayılı Kanun’un Ücret ve Sosyal Güvenlik başlıklı 25. maddesinde “Aday çırak ve çıraklar ile işletmelerde mesleki eğitim gören, staj veya tamamlayıcı eğitime devam eden öğrencilere işletmeler tarafından ödenecek ücret ve bu ücretlerdeki artışlar, düzenlenecek sözleşme ile tespit edilir. Ancak, işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler ile mesleki ve teknik ortaöğretim okul ve kurumlarında staj veya tamamlayıcı eğitim gören öğrencilere asgari ücretin net tutarının; yirmi ve üzerinde personel çalıştıran işyerlerinde yüzde otuzundan, yirmiden az personel çalıştıran işyerlerinde yüzde onbeşinden, aday çırak ve çırağa yaşına uygun asgari ücretin yüzde otuzundan, kalfalık yeterliğini kazanan mesleki eğitim merkezi 12’nci sınıf öğrencilerine asgari ücretin yüzde ellisinden aşağı ücret ödenemez. Bu amaçla kamu kurum ve kuruluşları gerekli tedbirleri alır. Staj yapacak İşletme bulunamaması nedeniyle stajını okulda yapan ortaöğretim öğrencileri ile yükseköğretim kurumları ve birimlerinde yapan yükseköğretim öğrencilerinin yaptıkları stajlar bu fıkra hükmü kapsamı dışındadır.

 

Aday çırak, çırak ve öğrencinin eğitimi sırasında işyerinin kusuru halinde meydana gelecek iş kazaları ve meslek hastalıklarından işveren sorumludur.

 

Aday çırak, çırak ve öğrencilere ödenecek ücretler her türlü vergiden müstesnadır.

 

Aday çırak, çıraklar, işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler ile mesleki ve teknik ortaöğretim okul ve kurumlarında okumakta iken staja, tamamlayıcı eğitime veya alan eğitimine tabi tutulan öğrencilerin sigorta primleri asgari ücretin yüzde ellisi üzerinden, Bakanlık ile mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumlarının bağlı olduğu üniversitelerin bütçesine konulan ödenekten karşılanır.

 

Aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören, staj veya tamamlayıcı eğitime devam eden öğrenciler ile mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarında alan eğitimine başlayan öğrenciler hakkında 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 23, 24, 35 ve 42 nci maddeleri hükümleri uygulanmaz. Ayrıca bunlara aynı Kanuna göre işgöremezlik ödenekleri bağlanacak sürekli işgöremezlik gelirine esas olacak günlük kazançların tespitinde sigorta primine esas tutulan ücret dikkate alınır.” düzenlemesinin yer aldığı ve yine aynı kanunun İzin başlıklı 26. maddesinde de “Aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrencilere işletmelerce her yıl tatil aylarında bir ay ücretli izin verilir. Ayrıca mazeretleri kabul edilenlere okul müdürlüğünün görüşü alınarak bir aya kadar ücretsiz izin de verilebilir.” düzenlenmesinin yer aldığı anlaşılmaktadır.

 

Somut olayda; davacının Covid-19 salgın nedeniyle stajına fiilen devam etmediği, bu konuda devam çizelgesinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır.

 

O halde mahkemece, yukarıda yer alan yasal düzenlemelere göre davacı öğrencinin devamsızlık çizelgesi dahi bulunmayan dönem için staj ücretine ve yaz tatiline denk gelmeyen bir yıldan kısa süreli stajında yıllık izin ücretine hak kazanacağı kabulüyle karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan Adalet Bakanlığı’nın bu yöne ilişen kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekir.

 

Sonuç: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma talebinin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca gereği yapılmak üzere bozma kararının bir örneğinin ve dava dosyasının Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 12.09.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

ALACAK DAVASI – DAVACI ÖĞRENCİNİN DEVAMSIZLIK ÇİZELGESİ BULUNMAYAN DÖNEM İÇİN STAJ ÜCRETİNE VE YAZ TATİLİNE DENK GELMEYEN BİR YILDAN KISA SÜRELİ STAJINDA YILLIK İZİN ÜCRETİNE HAK KAZANACAĞI USUL VE YASAYA AYKIRI OLARAK KABUL EDİLDİĞİ – KARARIN BOZULMASI2022-11-02T20:21:13+03:00

İHALEYE FESAT KARIŞTIRMA SUÇ DUYURUSU DİLEKÇE ÖRNEĞİ

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA,

ŞİKAYETÇİ :

VEKİLİ :

ŞÜPHELİ :

SUÇ :

SUÇ TARİHİ : …/…/…

AÇIKLAMALAR :                 ….tapu müdürlüğünde kayıtlı, … parsel …. ada taşınmaz üzerine  …. İcra dairesi …/… E. sayılı dosya kapsamında haciz konmuştur . İhaleye katılmak üzere ihaleye hazırlık aşaması kapsamında müvekkilimiz ../../.. tarihinde elektronik ortamda teklif vermiş ayrıca …. TL teminat yatırmıştır.
Taşınmaz satışından 5 saat önce müvekkilimiz ,  …… numaralı cep telefonundan aranmış ve ihaleye konu taşınmazın yeşil alan olduğu, ihaleye girmemesi gerektiği, eğer ihaleye girerse iş yerinin başına geçirileceğini söylenerek tehdit edilmiştir. Telefonu aldığında endişeye kapılan müvekkilimiz de duymuş olduğu korku sebebiyle ihaleye katılamamıştır. Bu husus ihale tutanaklarıyla da sabittir.
Yukarda izah edildiği üzere ; müvekkilimizin zarar görmesine de neden olan şahısların cezalandırılması için gerekli soruşturmanın yapılarak kamu davası açılması için tarafınıza başvurma zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER : 5237 S. K. m. 235, 2004 S. K. m. 114, 126, 133

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıkladığımız tehdit ederek müvekkilimizin ihaleye katılmasını engelleyen kişilerin cezalaNdırılması için gerekli soruşturmanın yapılarak kamu davası açılmasını müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. …/ …/…

Şikayetçi Vekili
Av. Yakup KARACAOĞLU

 

İHALEYE FESAT KARIŞTIRMA SUÇ DUYURUSU DİLEKÇE ÖRNEĞİ2022-11-02T20:21:13+03:00

7188 SAYILI KANUN KAPSAMINDA İNFAZIN DURDURULMASI TALEBİ DİLEKÇESİ

İSTANBUL  AĞIR CEZA MAHKEMESİNE,

 SANIK :

MÜDAFİİ :

SUÇ :

KONU : Ceza infazının durdurulması istemimize ilişkindir.

AÇIKLAMALAR :        Müvekkilimiz hakkında Mahkemenizce verilmiş olan …/…/…. tarihli, … Esas, … karar sayılı hüküm ……. Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesince …/…/…. tarihinde onanmış ve hüküm infaz aşamasına geçmiştir. Ancak 24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazetede yürürlüğe giren, 7188 sayılı, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılması gereken kanun uyarınca müvekkilimiz hakkında verilmiş olan hüküm Yargıtay’da temyiz incelemesine konu olacaktır.
7188 Sayılı Kanunun 29 uncu maddesi uyarınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286’ncı maddesine üçüncü fıkra olarak, bazı suçların 286’ncı madde kapsamında kalsa bile temyiz edilebileceği hususu eklenmiştir. Bu kapsamda müvekkilimiz hakkında verilen hüküm 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa eklenen “Geçici Madde-5/d” uyarınca kesin nitelikte olsa bile Yargıtay’a temyiz incelemesine götürülebilecektir. Bu husustaki temyiz nedenlerimiz ayrıca bir dilekçe ile Yargıtay’a gönderilmek üzere Mahkemenize sunulacaktır.
Müvekkilin tutukluluğunun devam etmesi, temyizde geçecek olan süre bakımından infazı aşar nitelikte de olabileceği ihtimaline nedeniyle tutukluluk durumu bir ceza infazına dönüşecektir. Zira dosya hakkında deliller toplanmış ve dosya tekemmül ederek karar verilmiştir. Bu süre içerisinde tutuklama tedbirinin ceza infazına dönüşmemesi için müvekkilin temyiz sürecini tutuksuz olarak geçirmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Çünkü yapılan temyiz incelemesi sonucunda dosyanın bozulma ve müvekkilimizin beraat etme ihtimali bulunmaktadır. Bu durumda, tutukluluğun devam etmesi, masumiyet karinesine de uygun düşmeyecektir.
5271 sayılı CMK m. 109 kapsamında düzenlenen adli kontrol tedbirleri, masumiyet karinesi çerçevesinde kişinin hürriyetinin tahdidi boyutuna varacak uygulamaların önüne geçilmek için oluşturulmuştur. Eğer bir sonuç adli kontrol tedbirleri ile de elde edilecekse tutuklamanın meşru olması Mahkemenizin de takdir edeceği üzere mümkün değildir. Bu bağlamda müvekkilimiz sabit ikametgâh sahibi olup kaçma şüphesi ve delil karartma şüphesi de bulunmamaktadır.
Tüm bu hususların kül olarak değerlendirilmesi suretiyle müvekkilimizin tutukluluk halinin gözden geçirilip tahliyesine ve cezasının infazın durdurulmasına karar verilmesi ile 5271 sayılı CMK’nın 109 uncu maddesi kapsamında uygulanabilirliği öngörülen adli kontrol tedbirlerinden biri veya birkaçı ile serbest bırakılmasını talep etme zorunluluğumuz hasıl olmuştur.
HUKUKİ NEDENLER : 5271 S. K. m. 109, 286, Geç. m. 5; 7188 S. K. m. 29, 31

İSTEM VE SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle ceza infazının durdurulmasına karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz …/…/…

Sanık Müdafii
Av. Yakup KARACAOĞLU

7188 SAYILI KANUN KAPSAMINDA İNFAZIN DURDURULMASI TALEBİ DİLEKÇESİ2022-11-02T20:21:13+03:00
Go to Top