Belediyeler, yerel yönetimlerin en önemli birimleridir ve sundukları kamu hizmetleri, halkın günlük yaşamını doğrudan etkiler. Çöp toplama hizmeti gibi temel hizmetlerin aksaması, yalnızca çevre temizliğini değil, halk sağlığını da tehdit eder. Bu tür aksaklıklar sırasında, işçilerin grev hakkı ile kamu yararı arasında bir denge sağlanması elzemdir. Bu makalede, grev sırasında hukuka aykırı davranan işçilerin yasal yollarla işten çıkarılmasını sağlayacak hukuki çerçeveyi detaylı bir şekilde ele almak istedim.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 54. Maddesi grev hakkını tanımakla birlikte, bu hakkın kullanılmasında sınırlar koymuştur. İlgili maddeye göre:
“Toplu iş sözleşmesi hakkı ve grev hakkı, sadece ekonomik ve sosyal hakların korunması ve geliştirilmesi amacıyla kullanılır. Grev hakkı kamu düzenine aykırı şekilde kullanılamaz.”
Bu kapsamda:
- Grev hakkı, işçilerin kendi haklarını savunmak amacıyla meşru bir araçtır.
- Ancak, çalışmak isteyen işçilerin engellenmesi ya da kamu hizmetlerinin tamamen durdurulması hakkın kötüye kullanımı anlamına gelir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. Maddesi, işverenlere, işçilerin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışları durumunda, iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme yetkisi tanımaktadır. Grev sırasında:
- Çalışmak isteyen işçilerin engellenmesi, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış olarak değerlendirilebilir (Madde 25/II).
- Bu davranışlar işveren açısından, derhal fesih sebebi oluşturur ve işçi kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamaz.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 68. maddesine göre:
“Grev esnasında işçilerin ve sendikanın, kamu düzenini bozmayacak şekilde hareket etmesi zorunludur. Grevin uygulanışı sırasında doğacak zararlar, kusurlu bulunan tarafın sorumluluğundadır.”
Bu madde, işçilerin kamu düzenini bozucu davranışlarını doğrudan hukuka aykırı saymaktadır. Özellikle çöp toplama gibi kritik hizmetlerin durdurulması, bu kapsamda değerlendirilebilir.
Türk Ceza Kanunu’nun 117. maddesi, çalışmak isteyen işçilerin engellenmesini hürriyeti tahdit suçu olarak tanımlamaktadır:
“Bir kimseye çalışmaktan men edilmesi amacıyla cebir veya tehdit uygulanması hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Bu hükme göre, grevci işçilerin diğer işçilere karşı tehdit veya fiili engel koyması, cezai yaptırımı gerektiren bir durumdur. İşveren olarak belediyenin, bu fiilleri tespit etmesi durumunda savcılığa suç duyurusunda bulunma hakkı vardır.
Sonuç olarak grev hakkı, demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurlarından biridir. Ancak bu hakkın sınırları vardır ve kamu düzenini bozacak şekilde kullanılması hukuken kabul edilemez. Yukarıda belirtilen yasal dayanaklar ve yargı kararları çerçevesinde, hukuka aykırı eylemlerde bulunan işçilerin işten çıkarılması mümkündür. Bu süreçte, hukuka uygun hareket etmek, hem belediyenin itibarını koruyacak hem de kamu hizmetlerinin sürekliliğini sağlayacaktır.
